EN SOĞUK KIŞ GÜNÜ “28 ŞUBAT”

Darbe ,darp anlamına gelse de siyasi literatürde zor kullanarak yönetimi devirme anlamında kullanılmaktadır. Görünürde hükümetlerin ekonomik ve sosyal sorunları çözmede başarısız oldukları iddiası ile yapılsa da aslında cuntacıların boyunduruğu altına girmeyen yönetimleri devirip kendi hakimiyetlerinin devamını arzulamaları nedeniyle gerçekleştirilir.
Darbeler siyaset tarihinin uzun zamandır bir parçasıdır.Roma imparatoru Jül Sezar bir darbeye kurban olmuştur.Yine 1799 da Napolyon Fransa’da yönetimi bir darbe ile ele geçirmiştir.Osmanlı tarihine baktığımızda ilk darbe girişimi 1859’da Kılıç Ali Paşa Camii’ni üst belirleyen bir grubun Sultan Abdulmecid’in tahttan indirilmesini amaçlayan “Kuleli Vakası’dır”. İlk modern darbe ise 1876 yılının 30 mayısındaki serasker Hüseyin Avni Paşa’nın Dönemin Hükümdarı Sultan Abdulaziz’e karşı yaptığı darbedir.
Osmanlı yıkılıp yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinde de Darbe geleneği devam etmiştir.27 Mayıs 1960 Darbesi,12 Mart 1971 Darbesi,12 Eylül 1980 darbesi ve son olarak 28 Şubat 1997 Darbesidir.
28 Şubat Darbesinin diğer darbelerden ayrılan özelliği Postmodern Darbe olmasıdır. Mimarları yanılsa da Kara Bir leke olarak geçmiştir tarihe.Malum darbe sözde irticaya karşı olduğunu söyleyen Dini ve kültürel değerlere karşı çıkan bir grubun dönemin müslümanlarına yaptığı bir baskı ve şiddetin adıdır.
Toplum Mühendislerinin halkı yeni bir düzene sokma emelleri darbecilerin eğitim alanına şiddetli müdahaleler yapmalarına neden olmuştur. Birinci amaçlanan şey, dini eğitimi tamamen diskalifiye etmek için 8 yıllık kesintisiz eğitim safsatası olmuştur.Böylelikle din eğitimi almamış tamamen kendi zihniyetlerine hizmet edecek yeni nesiller yetiştirmeyi hedeflediler.Bunun sonucunda İmam Hatiplerin orta kısımları devre dışı bırakıldı. Kurulan Batı Çalışma grubu tarafından bir çok Müslüman fişlenmiş asılsız suçlamalarla da eğitim camiasından uzaklaştırılmışlardır.Kamusal alanda başörtüsü yasağı ile tüm devlet kurumlarında olduğu gibi eğitimde de başörtüsü avı başlamıştır.Darbe yandaşları işi o kadar ileri götürdüler ki ailesinde başörtülü biri varsa bile onu kamusal alandan uzaklaştırdılar,devlet dairelerine gelen sivil vatandaşları başları örtülü olduğu için içeri bile almadılar.Yaşları ileri olanlardan başları açık fotograf bile istediler.Bir çok başötülü öğrenci ya okullarını terk etmek zorunda kaldı ya da ülke dışında eğitimlerini sürdürme mecburiyetinde kaldılar.Halen dönemin psikolojik baskılarını üzerinden atamayan kimseler var.
Bu en soğuk kış gününden olumsuz etkilenenlerin bir başkası Mesleki ve Teknik Eğitimdir.Bu okullara olan talep bıçak gibi kesilmiş okulların nitelik yönü ile içi boşaltılmıştır.Kat sayı engeli çıkararak manevi değerlere sahip neslin üniversitelere girişleri engllenmişti.Özellikle de İmam Hatip liseleri olumsuz etkilenmiştir.Bir çok imam hatip okulunu atıl duruma getirilmiştir.Bu okullar halkın gözünde itibarsızlaştırılmış okumayacak öğrencinin son uğrak yeri haline gelmiştir.Üniversitelerde İlahiyat fakültelerine alternatif olarak Din Kültürü Ahl.Bil.Öğrt. getirlmiş , böylece dinden habersiz din öğretmenleri yetiştirilmesi amaçlanmıştır.Okutulan din kültürü ve ahlak bil.dersinde ise hoşgörü adı altında eğitimler verilerek müslümanların uyutulması amaçlandı.Çocukların din eğitimi alma yaşına dahi müdahale edildi bu dönemde.Hatta yine devletin bir kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığının kontrolünde açılan yaz aylarındaki Kur’an Kurslarında Batı Çalışma Grubu hafiyeleri tarafından yaşı küçük öğrenci avı yapıldı
Eğitim ve Kültürel Faaliyetleri olan bir çok vakıf ve dernekler ya kapatıldılar ya da pasif hale getirildiler.
Dönemin bu cuntacılarına en büyük desteği görsel ve yazılı medya,iş dünyası ( özellikle Türk iş),Yargı Mensupları ve maalesef kraldan çok kralcı olan bazı Müslümanlar sağladılar.Baskıların en büyüğünü ben de müslümanım diyenlere yaptırdılar.
Bugün 28 Şubat 1997 darbesinden tam 19 yıl geçti.Hala darbenin eğitime verdiği zararlar telafi edilemedi.Kılık kıyafetle ilgili yasal düzenlemeler yapılmadı.Nitelikli manevi değerlere sahip eğitimciler yetiştirilmedi,8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimden kesintili zorunlu eğitime geçildi.Meslek liselerinin önünün açılmasına rağmen okulların yetersiz fiziki şartları hala iyileştirilmedi,donanım eksikliği giderilemedi, müfredata yerleştirilen seçmeli dersleri tercih edenlerin oranında hala bir düşüş var.Kurumlardaki yöneticiler hala taşın altına ellerini koymuyorlar.Anlayacağınız biz hala 28 Şubatın etkilerinden kurtulamadık.
AKADEMİK EĞİTİMCİLER DERNEĞİ
( AKA-DER)






